Önce Vatan Gazetesi - 02 Temmuz 2007

 

Efsaneler kumda hayat buluyor

Masallar şehri İstanbul, gerçeküstü ve özel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor.

Bugün kapılarını halka açan İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, sizleri kimi zaman İstanbul’ un simgeleşmiş yapılarında gezintiye çıkaracak, kimi zaman da mitolojik hikayelerle başbaşa bırakacak. Kozyatağı Carrefour’ da gerçekleşen sergiyle büyülü bir dünyaya yolculuk yapacaksınız. Renkli bir festival ortamında gerçekleşen İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, bu yaz 7’ den 70’ e herkesin ilgi odağı olacağa benziyor.

Her gün daha çok ilgi çeken ve kullanılan malzemeler dolayısıyla efemera (kısa ömürlü) sanatlar arasında yer alan kum heykel sanatı, Eski Mısırlılara kadar dayanan bir geçmişe sahiptir. O dönemde piramitlerin inşaasından önce kumdan modellerinin yapıldığı biliniyor. Kum heykelciliği, yalnızca nehir kumu ve suyla, özel teknik kullanılarak yapılan ve sanatçıların bu konudaki sıra dışı becerileri ile birleşen özgün bir sanat olarak günümüzde de devam ediyor.

İstanbul’da görsel bir şölen yaşatacak sergide ziyaretçiler heykel yapımını yakından izlemenin yanısıra, çocuklar ve yetişkinlere yönelik atölye çalışmalarına katılarak heykeller hakkında uygulamalı bilgi edinme şansına sahip olacaklar.

Dünyaca Ünlü Heykeltraşlar İstanbul’ da
İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali’ nde Hollanda’ dan Marjon Katerberg, Sikke-Bart Frieling, Remy Geerts, İspanya’ dan Aaron Jimenez Ojeda, Oscar Rodriguez, Ramon Eugenio Ojeda Alonso, Ukrayna’ dan Andrey Vazhynsky, Iryna Kalyuzhna, Brezilya’ dan Carlos Mauricio, Jair Damasceno, Kanada’ dan Denis Gerald Kleine, John Walter Dixon McKinnon, Belçika’ dan Enguerrand David, İrlanda’ dan Fergus Oliver Mulvany, İngiltere’ den Paul Hoggard, Timothy Handford, Portekiz’ den Pedro Mira, Çek Cumhuriyeti’ nden Radovan Zivny, Hindistan’ dan Sudarsan Pattnaik ve Rusya’ dan Vladimir Kuraev eserleriyle yer alacak.

Kumdan İstanbul
AB Jürisi’ nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçtiği kentimizde, İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali ayrı bir önem taşıyor. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış, üç semavi dine ev sahipliği yapan kent, bu özellikleri ile kumdan heykel sanatçılarına zengin bir konu yelpazesi sunuyor.

Şehrin tarihi ve mimari başyapıtlarının kumdan heykellerinin de yer alacağı İstanbul Kumdan Heykeller Festivali, 2 Temmuz’dan itibaren Kozyatağı Carrefour Alışveriş Merkezi’nde 10.00 - 00.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.

İstanbul Kumdan Heykeller Festivali’ nde yer alacak temalardan bazıları şunlardır:

İstanbul’un Fethi: İstanbul’un fethine ilişkin efsaneler, hem Türkler hem de Bizanslı Rumlar tarafından ince ince işlenmiş, gelecek kuşaklara tüm güzellik ve incelikleriyle miras bırakılmıştır. Efsanelere göre, İstanbul gibi bir şehrin fethi, mucizelerle olabilirdi ancak... Gerek Osmanlı gerekse Bizans toplumlarından aktörlere yer verilen bir fetih efsanesi çok ünlüdür. II. Sultan Mehmet’in saldırı üzerine saldırı tazelediği, Türk toplarının cehennemi bir ateşle surlarını dövdüğü kuşatma günlerinden bir gün, Tanrı bir meleğini Agapios adındaki bir keşişe gönderir. Melek, getirdiği tahta kılıcı Agapios’a verir ve bunu Bizans imparatoru Konstantinos Paleologos’a vermesini söyler. Bu kılıç sayesinde Türkler şehri alamayacaklardır.Keşiş Agapios, kendisine verilen görevi yerine getirmek üzere hemen Bizans sarayına gider ve imparatorun huzuruna çıkarak; "Yüce Tanrımız bu kılıcı size gönderdi. Bu kılıcı alın ve onunla düşmanınız Türkleri yok edin!" Konstantinos Paleologos kılıcı alır, ama tahtadan yapılmış olduğunu görünce müthiş öfkelenerek keşişe bağırır:

"Benim elimde şanlı Davud’un her savuruşta dört mızrak boyu uzayan olağanüstü kılıcı var. Bu tahta kılıç ne işime yarar ki!" Saraydan kovulan ve kalbi kınlan keşiş, o üzüntü ve kızgınlıkla doğruca genç Türk padişahının huzuruna çıkar, hikâyesini anlatarak tahta kılıcı ona sunar. Genç padişah kutsal armağanı büyük bir sevinçle kabul eder. Kısa bir süre sonra Bizans düşer, genç Türk padişahı böylece "Fatih" olur.

Galata Kulesi ve Hezarfen: İstanbul’da, dünyanın en eski kulelerinden biridir. 1348 yılında Bizans İmparatoru Justinianus hükümdarlığı sırasında yapılmıştır. 13. yüzyılda Cenevizliler tarafından kullanılmıştır. 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimine geçmiştir. Rivayete göre Hezarfen Ahmet Çelebi, 1632 yılında lodos bir havada Galata Kulesi’nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakarak, uçma denemesinde bulunmuştur. İstanbul Boğazı’nı geçip 6000 m. ötede Üsküdar’da Doğancılar’a inmiştir. Bu uçuş hakkındaki belgeler şimdiye kadar sadece Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sindeki ifadesinden ibarettir. Bu olay Osmanlı Devleti’nde ve Avrupa’da büyük yankı bulmuş ve dönemin padişahı IV. Murat tarafından da beğenilmiştir. Sarayburnu’ndaki Sinan Paşa köşkünden bu durumu seyreden Sultan, Ahmet Çelebi ile önce çok yakından ilgilenmiş, hatta Evliya Çelebi’ye göre "bir kese de altınla" sevindirmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli birisinin tehlikeli olabileceğini düşünüp, "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil" diyerek onu Cezayir’e sürgün etmiştir. Ahmet Çelebi orada 31 yaşında vefat etmiştir.

Kız Kulesi: Birbirindenh farklı onlarca öyküye sahip olan bu efsanevi kule, aslında görünmez ve küçük bir adacık olan kayalığın üzerinde yükselir. Kuleye Kız Kulesi adını Türkler verdiler. Bir efsaneye göre, bir falcının baktığı falda, kızının yılan tarafından sokulacağını öğrenen imparator, sevgili evladını ölümden kurtarmak için bu adaya saklar. Ancak gönderilen bir incer sepetinden çıkan yılan yine de zavallı kızı sokar ve öldürür. Kız Kulesi ile ilgili başka bir efsane Hero ve Leandros adlı iki aşığın hazin öyküsünü dile getirir. Efsaneye göre Hero, Afrodit Tapınağına bağlı bir rahibeydi ve aşk ona yasaktı. Kız Kulesi’nde yaşayan Hero’ya aşık olan Leandros yüzerek her gece adaya gelir, ona aşkını fısıldarmış. Gece karanlığında güzel rahibenin yaktığı ateş Leandros’a yol gösterirmiş. Ancak fırtınalı bir gecede rüzgar meşaleyi söndürmüş ve Leandros yolunu yitirerek karanlık sularda boğulmuş. Bunu gören Hero da kendisini Boğaziçi’nin soğuk sularına atıvermiş…

Megaralı Göçmenlerin Yolculuğu: MÖ 8. – 7. yüzyıllar gerek Kıta Yunanistan’ında gerek Anadolu kıyılarına göçüp yerleşen Yunanlıların yoğun koloniler kurma girişimlerine sahne olmuştu. Bu efsaneye göre, Yunanistan’da yaşayan Megaralı göçmenler yeni bir şehir kurmak istemektedir. O zamanki geleneklere uyarak Delphoi’deki Apollon Tapınağı kâhinine akıl danışırlar. Kâhin onlara şöyle der: “Gidin, yeni şehrinizi Körler Ülkesi’nin karşısında kurun.” Bu Körler Ülkesi neresidir, bu konuda bir bilgi vermez. Epeyce uzun süren bir yolculuktan sonra, İstanbul’un günümüzdeki Sarayburnu kıyılarına varırlar. Hepsi de buranın güzelliği karşısında büyülenir. Derken Anadolu yakasındaki Khalkedon’u (günümüzde Kadıköy) görürler. Burası yirmi yıl kadar önce yine Megaralılar tarafından kurulmuştur. Yeni gelen göçmenlerin önderi Byzas şöyle der: “Körler Ülkesi adı verilen yer şu karşı kıyıdaki şehir olmalı mutlaka. Böylesine güzel bir yer dururken, bu güzelliği görmeyip de karşıda şehir kurana ne denir?” Temelleri Sayrayburnu sırtlarında atılan kente, kurucusu Byzas’tan dolayı “Byzas’ın kenti” anlamına gelen “Byzantion” adı verilir.

 

 
Şişli Gazetesi - 7 Temmuz 2007
 
İstanbul Kumdan Heykeller Festivali

İstanbul Kozyatağı Carrefour’da dünyanın en ünlü sanatçılarının eserlerinin yer aldığı Kumdan Heykeller Festivali kapılarını halka açtı.

Masallar şehri İstanbul, gerçeküstü ve özel bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor 2 Temmuz’ da kapılarını halka açan İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, sizleri kimi zaman İstanbul’ un simgeleşmiş yapılarında gezintiye çıkarıyor. Kimi zaman da mitolojik hikayelerle başbaşa bırakıyor. Kozyatağı Carrefour’da gerçekleşecek sergiyle büyülü bir dünyaya yolculuk yapıyorsunuz. Renkli bir festival ortamında gerçekleşen İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, 7’ den 70’e herkesin ilgi odağı oldu.

Her gün daha çok ilgi çeken ve kullanılan malzemeler dolayısıyla efemera (kısa ömürlü) sanatlar arasında yer alan kum heykel sanatı, Eski Mısırlılara kadar dayanan bir geçmişe sahiptir. O dönemde piramitlerin inşaasından önce kumdan modellerinin yapıldığı biliniyor. Kum heykelciliği, yalnızca nehir kumu ve suyla, özel teknik kullanılarak yapılan ve sanatçıların bu konudaki sıra dışı becerileri ile birleşen özgün bir sanat olarak günümüzde de devam ediyor.
İstanbul’da görsel bir şölen yaşatacak sergide ziyaretçiler heykel yapımını yakından izlemenin yanısıra, çocuklar ve yetişkinlere yönelik atölye çalışmalarına katılarak heykeller hakkında uygulamalı bilgi edinme şansına sahip olacaklar.

Dünyaca Ünlü Heykeltıraşlar İstanbul’ da

İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali’nde Hollanda’dan Marjon Katerberg, Sikke-Bart Frieling, Remy Geerts, İspanya’ dan Aaron Jimenez Ojeda, Oscar Rodriguez, Ramon Eugenio Ojeda Alonso, Ukrayna’ dan Andrey Vazhynsky, Iryna Kalyuzhna, Brezilya’ dan Carlos Mauricio, Jair Damasceno, Kanada’ dan Denis Gerald Kleine, John Walter Dixon McKinnon, Belçika’ dan Enguerrand David, İrlanda’ dan Fergus Oliver Mulvany, İngiltere’ den Paul Hoggard, Timothy Handford, Portekiz’ den Pedro Mira, Çek Cumhuriyeti’ nden Radovan Zivny, Hindistan’ dan Sudarsan Pattnaik ve Rusya’ dan Vladimir Kuraev eserleriyle yer alıyor.
 
Kumdan İstanbul
 
AB Jürisi’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçtiği kentimizde, İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali ayrı bir önem taşıyor. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış, üç semavi dine ev sahipliği yapan kent, bu özellikleri ile kumdan heykel sanatçılarına zengin bir konu yelpazesi sunuyor.
 
Şehrin tarihi ve mimari başyapıtlarının kumdan heykellerinin de yer alacağı İstanbul Kumdan Heykeller Festivali, 2 Temmuz’dan itibaren Kozyatağı Carrefour Alışveriş Merkezi’nde 10.00 - 00.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.
 
 
Yeni Şafak Gazetesi - 11 Temmuz 2007

 

Masal tadı bırakan kumdan bir diyar

İnsanı dünyanın gerçeklerinden bir anda uzaklaştırıp masallar ülkesine konuk eden İstanbul Kum Heykeli Festivali, 30 Eylül’e kadar ruhunu dinlendirmek isteyenleri bekliyor.

Kumdan bir cin karşılıyor sizi girişte, elinde tuttuğu ’hoşgeldiniz’ yazısıyla. Küçük heykelcikler beklerken, bir anda dev heykellerle karşılaşmak, masalların gerçek olduğu hissini uyandırıyor. Görenleri, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden Kaplumbağa Terbiyecisi’nin hikayesine, Galata Kulesi’nden Körler Ülkesi masalına, Kapalı Çarşı’dan Hürrem Sultan’ın saltanatına sürükleyen İstanbul Kum Heykel Festivali, 30 Eylül’e kadar devam edecek. Kadıköy Hal Binası yanına gökdelenlerin ortasına kurulan kumdan masal diyarı, tıpkı Alice Harikalar Diyarı gibi...

Dünyaca ünlü 20 heykeltraş, bu sergi için 25 gün İstanbul’da kaldı. Kumdan neler yapacaklarını ancak İstanbul’a geldiklerinde öğrenen sanatçılar, yaptıkları heykellerin hikayelerini de merakla dinlemişler. Sultanahmet Camii’ni, Topkapı Sarayı ya da Kapalı Çarşı’yı eserle-rine taşıyan sanatçılar, grup içinde ’en şanslılar’ diye nitelendiriliyor. Çünkü onlar, eserleri fotoğraflardan ya da resimlerden değil, tüm ihtişamlarıyla şehrin içinde canlı olarak görme imkanını yakaladılar.Koordinatör Cem Soydemir, daha önce Antalya’da gerçekleştirilen Kumdan Heykel Projesi’ni ilk kez İstanbul’a taşıdı. Neka İnşaat’ın sponsor olduğu ve 400 bin YTL’ye mal olan sergi, ’İstanbul’ temalı olduğu için dış basında da yer buldu. Festivalin en güzel yanı ise, ziyaretçilerin kumdan heykel yapımını izleyebilmeleri; hatta atölye çalışmaları yapma fırsatını da yakalayabilmeleri.

Önemli olan yaptığım andır

Yağmur ve kar yağmadığı müddetçe korunabilen eserler, yağmurla beraber ise yok oluyor. Bu yok oluşun eserlere günlerce emek veren heykeltraşları üzdüğünü sanmayın sakın, Belçikalı mimar ve heykeltraş Engverrand David, “Ölümsüz olan ne var ki zaten, o heykelleri yaptığım andır benim için önemli olan. Yıllar sonra bile o anı hatırlayabiliyorum” diyor. Bununla birlikte Hindistanlı heykeltraş Sudarsan Pattnaik, ’Harem’ temasını işlerken hiçbir teknik alet kullanmayarak çıplak elle çalışmış. Ukraynalı Iryna Kalyuzhna ise, Ukraynalı olan Hürrem Sultan’ı özellikle yapmak istemiş. İşlerini başarıyla bitiren sanatçılar dün ülkelerine geri döndü. Kumdan yaptıkları heykelleri arkalarında bırakan heykeltraşların tek tesellisi ise çektikleri fotoğraflar...

 

 
Birgün Gazetesi - 12 Temmuz 2007

 

Şehrin göbeğini heykeller sardı

 

İçerenköy Kozyatağı Carrefour Alışveriş Merkezi’nin girişinde açık havada İstanbul’un ilk kum heykel festivali düzenleniyor. Kumdan Masallar İstanbul 2007 Uluslararası Kum Heykeller Festivali adını taşıyan etkinliğin teması ’İstanbul Hikâyeleri’. Ziyaretçileri kimi zaman İstanbul’un simgeleşmiş yapılarında gezintiye çıkarıyor, kimi zaman da mitolojik hikâyelerle baş başa bırakıyor. Her gün daha çok ilgi çeken ve kullanılan malzemeler dolayısıyla efemeral (kısa ömürlü) sanatlar arasında yer alan kum heykel sanatı, Eski Mısırlılara kadar dayanan bir geçmişe sahip. O dönemde piramiderin inşasından önce kumdan modellerinin yapıldığı biliniyor. Kum heykelciliği, yalnızca nehir kumu ve suyla özel teknik kullanılarak yapılan ve sanatçıların bu konudaki sıradışı becerileri ile birleşen özgün bir sanat olarak günümüzde de devam ediyor. Heykellerin yapımında 12 ülkeden 20 heykeltıraş çalıştı. Şehrin tarihi ve mimari başyapıüarının kumdan heykellerinin de yer aldığı sergi 2 Temmuz’dan beri Carrefour Alışveriş Merkezi’nde sabah saat 10.00’dan geceyarısına kadar ziyarete açık.

 

 
Star Gazetesi - 27 Haziran 2007

 

5 bin 200 ton kumdan şehir inşa ettiler

Dünyaca ünlü heykeltıraşlar İstanbul’un simgelerini kumla inşa ediyor. 2 Temmuz pazartesi günü başlayacak olan İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali kapsamında Kozyatağı Carrefour yanında 5 bin 200 ton mineral kum ve su kullanılarak İstanbul’un Fethi, Galata ve Kulesi’nin birer örneği yapılacak. Festival hergün 10.00 ile24.00 saatleri arasında ziyarete açık.

 

 
Vatan Gazetesi - 2 Temmuz 2007

 

Efsaneler kumda hayat buluyor...

Masallar şehri İstanbul, gerçeküstü ve özel bir etkinliğe daha ev sahipliği yapıyor.

Bugün, Kozyatağı Carrefour’da kapılarını halka açacak olan İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, konuklarını kimi zaman İstanbul’un simgeleşmiş yapılarında gezintiye çıkaracak, kimi zaman da mitolojik hikâyelerle başbaşa bırakacak. Festivale Hollanda, İspanya, Ukrayna, Brezilya, Kanada ve İngiltere gibi birçok ülkeden önemli heykeltraşlar katılacak. AB Jürisi’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçtiği kentimizde, bu festival ayrı bir önem taşıyor. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış, üç semavi dine ev sahipliği yapan kent, bu özellikleri ile kumdan heykel sanatçılarına zengin bir konu yelpazesi sunuyor. Sergi, 15 Eylül’e kadar açık kalacak.

 

 
Akşam Gazetesi - 16 Temmuz 2007
 
Kumdan heykellerle İstanbul’un tarihi

Kumun üzerinde heykel yapmak, doğayla başa çıkmak ve fiziksel efor sarf etmek göründüğü kadar kolay değil. Dünyada son derece yaygın olan bu geçici sanat dalı, tüm ülkelerde büyük ilgiyle karşılanıyor. İstanbul Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, geçtiğimiz yıl ikinci kez Antalya’da gerçekleştirildi. İstanbul ise ilk kez bu etkinliğe ev sahipliği yapıyor. 2 Temmuz’da kapılarını açacak olan festival sahasında hummalı bir çalışma var şu günlerde.

Farklı ülkelerden Türkiye’ye gelen dünyaca ünlü heykeltıraşlar, İstanbul’un tarihi yapısını, kültürünü yakından ve yerinde görmek için önce bir keşif gezisine çıktılar. Sonrasında ise etkilendikleri konuyu seçerek kuma hayat vermeye başladılar. Kimisi İstanbul’un fethini, kimisi harem hayatını ya da Kız Kulesi’ni seçerken bir kısmı da ünlü hükümdarlardan ya da Galata Kulesi’nden etkilenerek konusunu belirledi. Her biri kendi ülkesinde tanınan başarılı heykeltıraşlar, kumdan dev heykellerin üzerinde son hazırlıklarını yapıyorlar... 6 bin 500 ton kumun kullanıldığı festivalde heykellerin büyük bir kısmı bitmek üzere. Çünkü festival, 2 Temmuz’da açılacak. İstanbul’un özel yapılarını mitolojik hikayelerle renklendiren heykeltıraşlar için zengin bir tarihe sahip olan İstanbul bir cennet niteliğinde...

Her gittiği ülkede büyük ilgiyle karşılanan bu sanat dalı, kullanılan malzemeler dolayısıyla kısa ömürlü sanatlar arasında yer alıyor. Aslında kum heykel sanatı, Eski Mısırlılara kadar dayanan bir geçmişe sahip. O dönemde piramitlerin inşasından önce kumdan modellerinin yapıldığı biliniyor. Kum heykelciliği, yalnızca nehir kumu ve suyla, özel bir teknik kullanılarak yapılabiliyor. Sanatçıların sıra dışı becerileri ile birleşince de özgün bir sanat dalı olarak günümüze kadar geliyor.

Etkinlik kapsamında ziyaretçiler kumdan heykel yapımını yakından izleme imkanı bulacaklar. Çocuklar ve yetişkinlere yönelik atölye çalışmaları da etkinliği renklendirecek gibi gözüküyor. Yalnızca kum ve su ile yapılabilen devasa heykelleri ve üzerlerindeki işçiliği görenler sanatçılarla bire bir konuşma şansı da yakalayacak. Festivalde Hollanda, İspanya, Ukrayna, Brezilya, Kanada, Belçika, İrlanda, İngiltere, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, Hindistan ve Rusya’dan heykeltıraşlar yer alacak. Saat 10.00 ila 24.00 arasında ziyarete açık olacak festival, gece ışıklandırmalarla daha ilgi çekici hale getirilecek.

Geçici sanat dalı

Organizasyonu Türkiye’ye getirenlerden Yusuf Bahadır, geçici bir sanatla uğraşmanın işin en keyifli ve heyecan veren tarafı olduğunu söyleyerek “Biz geçici bir sanat dalıyla uğraşıyoruz. Keşke bu etkinliği Türkiye geneline yayabilsek ama bu çok zor. Eğer sağanak yağmur yağmazsa sergi eylül başına kadar açık olacak” diyor.

Tüm sanatçılardan sorumlu olan Takım Lideri ve Tasarım Sorumlusu Hollandalı Marjon Katerberg, sanat eğitimi aldığı sırada kum sanatıyla tanışmış. 91 yılından bu yana temalı parklar yapıyor. Akademik anlamda öğrenciler yetiştiren Katerberg, etkinlik kapsamında diğer sanatçılara danışmanlık yapıyor. Festival alanında bir workshop yapılacağını söyleyen sanatçı “Kumda herkes bir şeyler yapmayı dener. Biz bu organizasyonu kumsalda yaptığımız zaman çok ilgi çekiyor. Ama kimse profesyonel bir şeyler yapamıyor. Teknik bilmek lazım. Kimisi figüratif, kimisi anatomik konuda yetenekli oluyor. Her sanatçının tekniği farklı. Burada bir workshop alanımız olacak. İsteyenler gelip yeteneklerini ölçebilir” diyor.

Benim evim dünya

Her sanatçının kumla tanışma hikayesi farklı... İlginç bir yaşamı olan İngiliz heykeltraş Paul Hoggard da bunlardan biri... 42 yaşındaki sanatçının üç kızı ve bir aylık torunu var. Torununa geçtiğimiz hafta kumda ilk dersini verdiğini söyleyen Hoggard’ın bir evi yok. Festival festival dolaşıp kumdan heykeller yapan sanatçı, “Benim evim dünya” derken kendi dünyasıyla ilgili sorularımıza da içtenlikle yanıt verdi.

  • Bu sanat dalıyla nasıl tanıştınız?

    Bir Hindistan gezisinde kendimi kuma çok yakın hissettim. Bunu meslek olarak yapmaya karar verdim. Bu işe başladığımda bir avuç insandık. Şimdi dünyada çok popüler bir sanat.

  • İlk yaptığınız kum heykeli neydi?

    İlk heykelim Bob Marley’di. Aslında herkes kumla oynuyor. İçimizde olan doğal bir şey. Biz kumla oynayan profesyonel çocuklarız.

  • Bu işin eğitimini aldınız mı?

    10 yıl boyunca kumda kendimi geliştirdim, bir eğitim almadım. Önemli olan içindeki enerjiyi ortaya çıkarmak. 17 yıldır bu işi yapıyorum.

  • 17 yıl önce ne yapıyordunuz?

    Seyahat ediyordum. 17 yaşındayken kendimi bulmak için okulu bırakıp yollara düştüm. Sonra kumla tanıştım.

  • Eşiniz de kum sanatçısı mı?

    Şu anki sevgilim Hollandalı, o bir kum sanatçısı. Daha önce evlenmedim. Ama çocuklarımın annesi kum yapmamı istemedi. Bana “Gerçek bir iş bul” dedi. Ben de eşimi değiştirdim. Çünkü bu benim için bir yaşam biçimi.

  • En çok hangi figürleri seviyorsunuz?

    Filleri çok seviyorum.

  • Yaptığınız eserin bir süre sonra bozulacağını bilmek nasıl bir duygu?

    Ben de dahil hayattaki her şey geçici. Michelangelo mermerden heykeller yaptı. Belki 3 bin yıl kalacak ama sonra yok olacak. Mermerden heykel yaptığınızda onu bir sanat galerisine koyarsınız. Oysa benim heykellerimi milyonlarca insan görüyor.

  • Bu işten iyi para kazanıyor musunuz?

    Özel organizasyonlarda günde 1000 pound kazanıyorum.

  • Yaşam tarzınız pek çok kişiye cazip gelse de, bu cesaret isteyen bir iş…

    Kişi kendini tüm düşüncelerinden arındırırsa içindeki enerji ortaya çıkar. Mutlu ve huzurlu olur. Budizm’de de bu var. Herkesin kendince farklı yolları olabilir.

  • Bu projede ne yapacaksınız?

    Fil figürü yapacağım. Osmanlı döneminde yabancı elçiler, sultanlara Hindistan’dan değerli filler getirtirmiş, bundan etkilendim.

  • Filleri bu kadar sevmenizin özel bir nedeni var mı?

    Benim için özel bir hayvan. Belki de önceki yaşantımda fildim.
  •  

     
    Zaman Gazetesi - 16 Temmuz 2007

     

    Tarihî İstanbul’u kumdan inşa ettiler

    Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul’un tarihî güzellikleri kumdan heykellerle yeniden hayat buldu. Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali kapsamında Türkiye’ye gelen usta heykeltıraşlar, İstanbul’un tarihî ve mitolojik yönünü kumlarla inşa etti. Festivalde, Ayasofya Camii’nden Galata Kulesi’ne, Kapalıçarşı’dan İstanbul’un fethine kadar birçok tarihî eser ve olaylar kumdan heykellerle tasvir edilerek insanların beğenisine sunuldu.

    İlk kez İstanbul’da gerçekleştirilen ve büyük ilgiyle karşılanan ’Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali’nin açılışı Kadıköy Belediyesi Başkanı Selami Öztürk tarafından yapıldı. Kozyatağı Carrefour’da kapılarını halka açan Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, konuklarını kimi zaman İstanbul’un simgeleşmiş yapılarında gezintiye çıkarıyor, kimi zaman da mitolojik hikâyelerle baş başa bırakıyor. Geçen yıl Antalya’da yapılan festival bu yıl İstanbul’a taşındı. Festival için Hollanda, İspanya, Ukrayna, Brezilya, Kanada ve İngiltere gibi birçok ülkeden heykeltıraşlar getirtildi. Alanında uzman 20 heykeltıraş tarafından yapılan eserlerin yapımında 7 bin ton kum kullanıldı. Masallar şehri İstanbul’un tarihî ve mitolojik özelliklerinin kumdan heykellerle tasvir edildiği festival 15 Eylül’e kadar açık kalacak.

     

     
    Sabah Gazetesi - 14 Temmuz 2007

    Kum heykeller İstanbul’da

    İstanbul, Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali’ne ev sahipliği yapacak. 2 Temmuz’da Kozyatağı Carrefour’da kapılarını halka açacak olan festival, birbirinden ilginç kumdan heykelleri sanat severlerle buluşturacak.

    Farklı temalar var

    Festivalde, İstanbul’un tarihi ve mimari başyapıtlarının kumdan heykelleri sergilenecek. İstanbul’un Fethi, Kız Kulesi, Galata Kulesi ve Hezarfen gibi temaların işleneceği festival, 30 Eylül’e kadar devam edecek.

     
    Milliyet Gazetesi - 3 Temmuz 2007

     

    İstanbul’u kumdan inşa ettiler

    UluslararasI Kumdan Heykeller Festivali kapsamında Türkiye’ye gelen usta heykeltıraşlar, İstanbul’un tarihi güzelliklerini kumdan yaptıkları heykellerle yansıttı. İlk kez İstanbul’da gerçekleştirilen ve açılışı dün Kozyatağı Carrefour’da Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk tarafından yapılan festival kapsamında, Ayasofya Camii’nden Galata Kulesi’ne, Kapalıçarşı’dan İstanbul’un fethine kadar birçok tarihi eser ve olay kumdan heykellerle tasvir edildi. Festivalde, 20 heykeltıraşın kumdan eserleri yer alıyor.

     

     
    Hürriyet Gazetesi - 29 Haziran

     

    Market otoparkında kumdan heykel festivali

    Son yıllarda heykeltıraşların yeni uzmanlık alanı efemera (kısa ömürlü) çalışmalar. Kuzey ülkelerde buzla, İngiltere ve Amerika’nın güneyinde bitkilerle, Akdeniz ülkeleri ve Avusturalya’da da kumla yapılan bu çalışmalar farklı bir görüntü ortaya çıkarıyor. Türkiye’de zaman zaman açılan kumdan heykel sergilerine bu hafta bir yenisi daha ekleniyor.

    Organizatör Yufus Bahadır ve Cem Soydemir tarafından hazırlanan Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, Hollandalı heykeltıraş Marjon Katerberg’in danışmanlığında farklı ülkelerden toplam 20 heykeltıraşla hazırlandı. Bizans dönemi, Fatih’in İstanbul’u fethi ya da altı metrelik cin heykeli gibi yaklaşık 100 figür, 2 Temmuz’dan itibaren İstanbul Kozyatağı Carrefour’da sergilenecek.

    Kısa ömürlü sanatlar arasında yer alan kum heykeller, Eski Mısırlılar’a kadar dayanan bir geçmişe sahip. O dönemde piramitlerin inşasından önce kumdan modellerin yapıldığı biliniyor. Bu durum kum ve su kullanılarak yapılan ve sanatçıların fantezileriyle birleşen özgün bir sanat olarak günümüzde de devam ediyor. 2 Temmuz’dan itibaren İstanbul Kozyatağı Carrefour’un bahçesinde kumdan heykellerin 100 örneği görülebilecek. Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali projesi için Hollandalı heykeltıraş Marjon Katerberg’in İngiltere, Hindistan, Kanada ve Portekiz gibi birçok ülkeden seçtiği 20 heykeltıraş, haziran başında İstanbul’da toplandı. Ana kompozisyon İstanbul olduğundan tüm sanatçılara şehir gezdirildi. Sonucunda İngiliz ve Kanadalılar Kapalıçarşı’yı, Ukraynalılar Galata Kulesi ve Hazerfan’ı, İspanyollar da Fatih Sultan Mehmed ve İstanbul’un Fethi’ni kendilerine malzeme olarak seçtiler.

    Dev cinle karşılaşma

    Daha çok bir sergi niteliğindeki Uluslararası Kumdan Heykeller Festivali, heykellerin görünümüne göre üç farklı bölümden oluşuyor. Girişte mistik bir hoşgeldiniz için altı metre yüksekliğindeki Cin, ziyaretçileri karşılıyor. Devamında Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi leventlerle birlikte canlandırılıyor. Karşısında Bizans döneminini anlatan figürler var. Üçüncü bölümde ise Hazerfan ve Galata Kulesi yer alıyor. Burada özellikle saray ahalisinin Hazerfan’ı havada görüp nasıl şaşırdıkları anlatılıyor. Bunun dışında Kız Kulesi, Megaralı Göçmenlerin Yolculuğu, halıcıları, kuyumcuları ve antikacılarıyla Kapalıçarşı hazırlanan 100’e yakın figür arasında.

    6500 ton kum taşındı

    Kumdan heykellerin hazırlanabilmesi için öncelikle uygun mineralleri içeren kum gerekiyor. Bunun için etraflıca araştırılan İstanbul çevresinde en uygun mekan Şile olarak görüldü. Beş bin metrekarelik alanda hazırlanacak heykeller için 6500 ton kum getirildi. Elekten geçirmek ya da yıkamak gibi hiçbir işlem uygulanmayan kum, su kullanılan özel bir sıkıştırma yöntemiyle bloklar haline getiriliyor. Daha sonra da kompozisyona göre heykeltraşlar tarafından yontuluyor. Tüm işlem bitince de tutkal suyla karıştırılarak heykelin üzerine serpiliyor. Bu son aşama eseri yağacak ilk yağmurdan korumak için. Ömrü doğa şartlarına göre değişen bu heykeller hiçbir darbe almadıkları sürece bir buçuk sene dayanıyor.

    Heykeltıraş olun

    Türkiye’de kısa ömürlü sanatlar her ne kadar çok yaygın olmasa da yurtdışında bunun üzerine ayrı ve kapsamlı bir sektör var. Tabii bunun içinde kumdan heykellerin özel olarak ışıklandırılması da yer alıyor. İstanbul’daki sergi için yurtdışından bu işin uzmanlarından Nono isimli teknisyen geldi. Yaklaşık 50 bin dolara mal olan ışıklandırma için renkli LED’ler ve 6.5 kilometrelik ana kablo kullanıldı.

    Serginin 2 Temmuz’daki açılışından sonra bazı sanatçılar çalışmalarına 10 Temmuz’a kadar devam edecek. Böylece ilk hafta gelen ziyaretçiler yapım aşamasına da tanık olabilecek. Daha sonra gidenler için de workshoplar, yarışmalar ve çeşitli gösteriler düzenlenecek. Eylül ayının ortalarına kadar sürecek festivalin son günü, herkese küçük kürekler dağıtılacak ve tüm heykeller yıkılacak.

     

     
    Kanal D

     

    KanalD Kumdan Heykeller haberini izlemek için tıklayınız